journalism in today’s turkey: a case study from my ass…

benim kıçım yerine bi aklı başında adam çıkıp karşılaştırmalı bi araştırma yapsa türkiye’deki habercilik anlayışı ve uygulanışı üzerine; restoranlarda bedava yemek yemeyi sananlar için bi wake-up call olur mu acaba? veyahut özel haber yapıyorum diye masaj salonundan çakma genelevleri bulan “araştırmacı gazeteci”ler biraz utanırlar mı? hani hepsi 80 zamanı hapse falan girmiş emektar gazetecilerimiz 20 senedir gazeteci oldukları halde kendilerinin araştırıp, bulup, ortaya çıkardıkları bi tane haber bile hatırlayamıyınca bi morluk çöker mi yüzlerine?

ha bi de önemli bi nokta var kanımca böyle bi çalışma yapılıcaksa gazeteci olarak kimi kale almak gerekir? köşesinden dünyayı yorumlayan dümbüller gazeteci midir mesela? onlar da aynı benim yaptığım gibi haberleri okuyolar bi yerlerden, belki benim gibi gazetenin internet sayfasından diil de anadolu ajansının bülteninden-ne farkeder ki, sonra yazıyolar efenim o konu hakkında ne düşünüyolar vesaire. o da lazım tabi de bi tane adını bildiğimiz muhabir olmaması garip gelmiyo mu kimseye? yani haber arayıp, araştırıp haber yapan bi adam mesela?… (kimse kalkıp da uğur dündar falan demesin, gizli kamerayla milleti avlamak bana pek de araştırmacı gelmiyo) devamlı savaş halinde bi ülke olmamıza rağmen öyle süper meşhur bi savaş muhabirimiz yok mesela. veya, heralde göt korkusundan, yolda kendini hatalı sollayan arabanın plakasını gazetede teşhir etmenin ötesinde büyük çaplı suçları haber yapan bi adam var mı? en büyük yolsuzluklarımız bile aktörlerinin gerizekalılığından teşhir oluyo.

habercilik artık unutulmuş bi meslek heralde türkiye’de. hani el dokumacılığının yavaş yavaş yok olması gibi. o kadar emek sarfetmeden de satacak şeyler üretilebiliyor işte. bok gibi de olsa kimsenin umrunda diil. bu iddiamı bir örnekle açıklamak isterim ey okuyucu: scarlet, hit new tv series. bütün dünyada olduğu gibi bu reklam türkiye’de de bi kaç hafta yayınlandı. tek bi televizyon kanalında diil, bi sürü televizyon kanalında yayınlandı. güya mayı ayında başlıycak bi dizinin reklamıydı bu. bizim gazetelerimiz balıklama atladı. ünlü hollywood yıldızı bilmem kimin oynadığı yeni dizi mayıs ayında türkiye’de gösterime giricek diye. bi tanesinin aklına gelmedi mesela ülkedeki tv kanallarını arayıp ya kardeşim bu reklamı hangi firma verdiriyo, bu dizi hangi kanalda başlıycak, prodüktörü kim, amerika’da hangi network yayınlıyo diye sormadı. ben reklamı daha gördüğüm anda internete girip nedir ne diildir diye baktım. google’da ilk çıkan sayfa reklamın lg(koreli tüketici elektroniği markası)nin yeni ürettiği scarlet serisi lcd televizyonların pazarlama planının bi parçası olduğunu söylüyodu. bu açıklama bi kanalda yayına başlıycak olan dizinin bütün kanallara reklam vermesinden daha mantıklı geldi bana. ama bizim gazetecilerimiz önlerine gelen basın bültenini bi kontrol etme gereği bile duymadan basmışlardı gazetelerine. ben burda hollanda’da bi tane haber görmedim o reklamla ilgili. avrupa’nın başka yerlerinde de çok etkili olduğunu sanmıyorum. neden acaba? hmmmm….. düşün bakalım!

sonuç olarak dünya medyanın yasama, yürütme ve yargıdan sonra dördüncü güç olduğunu falan savunurken, biz hala iki-üç medya patronun mürekkep yoluyla sidik yarıştırmasını izleyoruz. demem o ki biz daha iyisine layığız. tek sorun: çoğumuz bunun farkında diil, farkında olanlar da couldn’t care less…

paylaş vs.
  • E-mail this story to a friend!
  • Facebook
  • Digg
  • del.icio.us
  • Google
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • TwitThis
  • MySpace


“journalism in today’s turkey: a case study from my ass…” başlıklı yazıya 1 yorum


  1. 1 abcdE

    senin peki scarlet ablanın beyaz showa hollywood starı olarak cıktıgından haberin var mı?…bayaa filmi tanıttılar falan…abla tatlı fıstık yannız…

yorumunu ekle