geçenlerde zavallı bi adamdan bi mektup yayınlamıştım, ona karşılık yazdığım yazıyı çok beğenmiş olucak, bana yeni bi e-mail göndermiş. yapıcak hiçbi işi olmadığından olsa gerek (bi de bence kafası kesin dumanlı), boş boş şeyler düşünüp bunun kendince bi anlam ifade ettiğine falan inanıyo. benim tavsiyem daha az duman, daha çok meşgale.. merak edenler için e-mail aşağıda…
galiba bazılarının bahsettiği o aydınlanma anını yaşadım biraz önce. benim için büyük ve garip bi şeydi. biriyle bu (benım için)büyük anı paylaşmak istedim. şans yine sana güldü, hehehe. neyse, paylaşmak istediğim bu büyük hadise şudur: herkes bana biraz ukala olduğumu söylemiştir hayatımın çeşitli aşamalarında. hani bisürü şeyi bilen bi adamın ukalalığı. ama ben genelde ukalık yaptığım konularda her şeyi bildiğimi düşünürdüm. ya da her şeyi bildiğim konularda ukalık yaptığıma inanmıştım. bilmiyorum, emin diilim. ama biraz önce farkettim ki hiçbi şeyi bilmiyo olsam hiçbi şeyi bilmediğimi bilemem doğal olarak; ve her şeyi bildiğimi düşündüğüm için de hiçbi şeyi bilmiyo olduğumu bilmememe olanak veremem. dolayısıyla her şeyi bildiğimi zannederken aslında hiçbi şeyi bilmiyo olma olasılığım çok yüksek. her şeyi bildiğimi düşündüğüm zaman aslında hiçbi şeyi bilmediğimi itiraf ediyorum sanki.
senin için bi anlamı olmayabilir belki bu olayın. ben de tam benim için ne anlama geldiğini bulmuş diilim. sanki tarihe not düşmek istedim bu maille. pek de önemli diil. sana iyi sabahlar…
teşhircilik gibi bi şey bu herifin yaptığı. hani bu “bulduğu” şeyi biriyle paylaşmazsa bulmamış olucak kendince falan. püfff…










“yine bi mektup…” başlıklı yazıya 0 yorum