bu saçmalık ne zaman biticek?

daha ne kadar 1960 model savcılarımıza tahammül etmek zorundayız? bu adamlar kendilerini benden senden daha üstün görüyolar ya! egemenlik kayıtsız şartsız milletindir! sıçarım mahkemesine de, yargıçına da ya! nasıl ki ben bu ülkenin bir vatandaşı olarak yasama hakkımı oy vererek meclise vermişim, yürütme hakkımı da hükümete, bu mahkemeler de aslında benim lama hakkımı kullanıyolar! ama sistem o kadar götüm gibi ki adamlar kimseye karşı sorumlu değiller! kral gibiler bi nevi! yani onların yaptığını beğenmediğimiz için işinden alıcak seçilerek başa gelmiş kimse yok! bi nevi jüristokrasi gibi bişiy (böle bi kelime var mı bilmiyorum, götümden uydurdum, aynı savcıların parti kapatmak için götlerinden iddianame uydurması gibi).

yani bi savcı bütün millet kaldırımların kırmızı olmasını istese bile kaldırımların kırmızı olmasına karşı mutlaka bi yasa maddesi bulup dava açabilir. aynı derecede 1960 beyinli bi yargıç da yasaları götünden yorumlayıp kaldırımların kırmızı olmasını yasaklayabilir bu jüristokrasilerde mesela. (acaba bu son kıvırma hamlesiyle birilerine hakaretten kurtulmuş oluyo muyum? aslında farketmez. ben başörtüsünün serbest olmasını destekliyorum zaten, bu durum bi partinin kapatılması için bile yeterliyse beni hapse atmak için de yeterlidir zaten hahaha-deliriyo muyum?-)

a q böyle ülkenin diyorum bazen ama biliyorum ki bu angut beyinliler azınlıkta. bizim sesimiz çıkmıyo diye alışmışlar, sanki ülke onların, istedikleri gibi yönetiyolar yıllardır. ha yeni yeni millet ama biz öyle istemiyoruz ki falan diyo. millet sesini çıkardıkça da bu elit azınlık daha da sertleşiyo. hani bu ’ye oy veren %46 yı bulsalar tereddüt etmeden öldürücekler ve ülkeyi kurtardıklarını düşünücekler sanki!

mesela geçenlerde yine bir yüksek yargı organının dişi başı şöyle buyurmuş: efendim 27 Mayıs devrimmiş, o devrim de sırasında idam edilen rejim düşmanları (ülkenin başbakanından falan bahsediyo rejim düşmanı diye, yanlış anlaşılmasın) halk arasında çılgınca sevinç ve çoşkuyla karşılanmışmış! yuh be! yuh! devenin nalı! yuh! o yüzden bu adama yıllar sonra anıt mezar yaptık di mi! herkes öldürülmesine çok mutlu olduğu için sonradan ulan ne büyük bi orospu çocukluğu yaptık biz diye gidip de anıt mezar yaptık ha?!…

bence ülkede demokrasiyi tesis etmenin iki yolu var bugün. 1. ve benim daha çok sevdiğim yol bu insanların, angut beyinlilerinin hepsini kıyma makinesine atmak suretiyle aydınlık beyinlere yer açmak. bu yol biraz zor. hem adam öldürmek yasadışı, hem de kötü bişiy sonuçta. her ne kadar benim kesinlikle çok hoşuma gidicek olsa da bu yol sonunda ulaşılıcak noktayı kirletme tehlikesi olduğu için pek mantıklı diil. 2. yok ise yüksek mahkeme üyelerini seçimle belirlemek. bu adamlar benim vicdanımın yasalarla belirlenen sesi olucaklarsa bana karşı sorumlu olmalılar! kararlarını beğenmiyosam başka birini seçebilmeliyim. illa politik parti falan olması gerekmiyo. sadece anayasa mahkemesi üyelerini bile seçsek yeter! ya da hadi bu millete bu demokrasi fazla dediniz diyelim ki, angut olduğunuzu not ettikten sonra, en azından meclis seçsin üyeleri bari derim mesela!

üfff! hakkaten, daha ne kadar sürücek bu saçmalık? youtube’u kapatın, yeterince ego tatmini yapmayınca, o partiyi kapatın, bu partiyi kapatın, ülkedeki kızların %50sini en azından üniversitelere almayın. ya bu ülkenin insanından bu kadar ediyosanız neyini seviyosunuz bu ülkenin? yıl 1923 değil ağalar! insanlara gerizekalı muamelesi yapmanın zamanı çok yıllar önce geçti. siz farkında diilsiniz ama allahtan ülkenin büyük çoğunluğu farkında!

gerçekten çok bezdim ben bu savcılardan da bu kendini allah sanan hakimlerden de! kendimi bıraksam daha bi 10-15 sayfa kin kusabilirim aslında. ama bugünlük bu doz yeterli bana. benim elim gider….

paylaş vs.
  • E-mail this story to a friend!
  • Facebook
  • Digg
  • del.icio.us
  • Google
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • TwitThis
  • MySpace


“bu saçmalık ne zaman biticek?” başlıklı yazıya 0 yorum


  1. yorum yok henüz

yorumunu ekle