evet bugünleri de gördük sonunda. bi tarafta ülkemizin düşünce gücünü üreten ve ÅŸekillendiren veya üretmesi ve ÅŸekillendirmesi gereken profesörlerimiz hitler’i aratmıycak bi faÅŸistlikle türbanlı insanlardan ne kadar nefret ettiklerini ve onları ne kadar görmek istemediklerini açıklıyo, diÄŸer tarafta anayasaya baÅŸ baÄŸlama ÅŸekilleri giriyo. bu mudur bizim medeniyet anlayışımız? bu mudur ab üyesi olmak isteyen türkiye’nin resmi? ben utanıyorum yine ve yeniden türkiyeli olmaktan. ve ben en kötüsü umudumu kaybediyorum bu ülkenin geleceÄŸine dair.
ben mesela tam tersini daha normal karşılardım. politikacılar statükoyu devam ettirmek için çabalasalar ve akademisyenler ve hukukçular da yapılan insanlık suçuna dikkat çekmeye çalışsalar bugünden mutsuz olsam dahi geleceğe dair inancımı yitirmezdim. bu kadar mı körüz hepimiz? bu kadar mı nefret ve ayrımcılık bürümüş ülkemin aydınlık gözünü?
nasıl olur da hayatlarını bilime adamış olması gereken insanlar gözleri önünde iÅŸlenen orta çaÄŸdan kalma insanlık suçunu görmezler ve hatta savunurlar? bunlara alkış tutan gazeteciler ve baÅŸka gereksiz insanları saymıyorum bile. çok sinirliyim. akademisyenler yetmezmiÅŸ gibi hukukçular da aynı telden çalıyo. çok üzülüyorum. benim gibi olmayan bana tehdittir fikri nası olup da günümüzün tek geçerli hipotezi olmayı baÅŸardı bugün bilmiyorum, anlamıyorum. bu insanların aklı başında olan arkadaÅŸları yok mu acaba? kimse neden onlara aklınızı peynir ekmekle mi yediniz birader demiyo? ve neden açık açık ayrımcılık yapan bu adamlar benim ülkemde hala prestijle hayatlarına devam ediyolar? neden adalet kör ve sağır diil bu ülkede ve neden hep taraf tutuyo? azıcık empati yapılsa…
neyseki azıcık da olsa, 1000 küsür, akademisyen yapılan yanlışın altını çizmek için bi bilidiri yayınladılar. gazetelerin çoÄŸunda es geçildi bildiri. sabah gazetesinde önemli bi haber olarak verildi ama o gazetenin de artık bi inandırıcılığı kalmadı. neden herkes doÄŸruları söylemekten bu kadar korkuyo? biraz etrafınıza bakının; bugünlerde ülkemizin hangi tarafında baskıcı rejimler var? ve bu baskıcı rejimlerin hangisi rejimini korumayı baÅŸarmış barış içinde? ve içinde bi tane var mı özendiÄŸiniz, “gibi olmak” istediÄŸiniz? BENİM YOK!
pazartesi günü hollanda’daki 3. yıllık oturma iznimi almak için buranın göçmen iÅŸleriyle ilgilenen adalet bakanlığına baÄŸlı IND isimli yerine gittim. sıramı beklerken bi sürü çalışan geçti önümden. aralarında başörtülü kadınlar, türbanlı bir hint erkeÄŸi, pembe saçlı ve burnunda küpe olan bir genç kız vardı önümden geçenlerin. adalet bakanlığına baÄŸlı bu yerde gayet de rahat çalışıyolardı. kimse de ulan bizim devletimiz yıkılıyo diye düşünmüyüdu heralde. aaah! iÅŸte “ama türkiye’nin özel koÅŸulları?” sikicem bu türkiye’nin özel koÅŸullarını, tarihsel yapısını! hepsi statükoyu korumak için uydurulmuÅŸ yalanlar! hem medeni yani modern olmaya çalışıp hem de insanların kendini ifade etme ÅŸekillerini kı-sıt-la-ya-ma-yız! kısıtlamamalıyız! bana bu kadar normal gelen bu saptama neden bi sürü insan için saçmalığın daniskası?
bu arada dün daha da ilginç biÅŸiy olmuÅŸ bu konuda. imam deniz efendi meclis kürsüsünden imanın ve islamın ÅŸartlarını saymış, üstüne kuran’ın deÄŸiÅŸik yorumlarından falan bahsetmiÅŸ. bu adam akp’yi dini siyasete alet etmekle suçlayan adam. inanılıcak biÅŸiy diil! insan hakları, düşünce, ifade ve inanç özgürlüğü temelli bi deÄŸiÅŸikliÄŸi eleÅŸtirmek için dinen ne kadar yanlış yaptıklarından bahsetmiÅŸ deniz baykal yaratığı! ya bu ülkede herkes mi adalet duygusunu yitirdi? bi tane gerçekten adalete inanan savcı yok mu? neden deniz baykal’a dava açılmıyo dini siyasete alet ettiÄŸi için? recep tayyip erdoÄŸan allah emrettiÄŸi için bu yasayı deÄŸiÅŸtiriyoruz demediÄŸine göre deniz baykal neden allah böyle biÅŸiy emretmedi ki diyo? ve deniz baykal kim ki benim allah’a nasıl inanmam gerektiÄŸini tarif edebiliyo? mesela konuÅŸmasında islamın imanın ÅŸartlarından falan bahsediyo. onlar tamam ama başörtüsü yok ki diyo! bu nası bi laiklik anlayışı? ben inanmayan birisi olarak bu konuÅŸmadan sonra boynuma silah dayasalar o adama oy vermem. vereni de anlayamam!
çok sinirliyim herkese!!! bütün adalet sistemine, daha dava açılmadan yasa deÄŸiÅŸikliÄŸi hakkında yasal beyanat veren savcılara, laik olduÄŸunu zanneden faÅŸist politikacılara, yıllardır ifade özgürlüğü için savaÅŸan ama konu türbana veya başörtüsüne gelince “orda biraz durup beklemek lazım” diyen solcu gerzeklere, medya patronlarına, kendini bi bok zanneden ama aslında gezetecilik yapamadığı için “köşe yazarlığı” yapan 1950 model insan müsvettelerine, ülkemi geleceÄŸe hazırlaması gereken fikirsiz profesörlere, bu meselenin bu kadar arap saçı olmasını saÄŸlayan anayasa mahkemesine, benim gibi düşünüp sesini çıkarma gereÄŸi duymayan herkese çok kızgın ve kırgınım! beni bu kadar (u)mutsuz hale getirdikleri için hepsiniden nefret ediyorum!Â
bu ülke yarını görücekse eÄŸer bu herkesi birbirine benzeterek olmıycak! birbirinden çok farklı bi sürü insanın birbirinden nefret etmemesi saÄŸlanarak olucak! (bu yasa geçer meclisten gül de onaylar sonra anayasa mahkemesi iptal eder veya hakkaten üniversiteler türbanlı öğrencilere ders vermeyi reddeder falan. olan ülkemize olur sonunda. bu kadar kutuplaÅŸmamızın sonunda güzel ÅŸeyler olucağını hayal edemiyorum ben. o zaman neden bu deÄŸiÅŸikliÄŸi destekliyorum? çünkü doÄŸru olan bu! keÅŸke gezeteciler akp’ye sakin olmasını öğütliyceklerine chp’ye humanist olmasını öğütleseler…) ben yarını görmek istiyorum! yarını görmek isteyen benden baÅŸka insanlar olduÄŸuna inanmak istiyorum. sormak istediÄŸim daha bi sürü soru var, ama faydası var mı bilmiyorum. benim bu yazılarım da bi nevi mastürbasyon tabi. elimden biÅŸiy gelmiyo ve bi faydası olmadığını bildiÄŸim halde yazıyorum buraya…
“yuh hepinize!” başlıklı yazıya 0 yorum