January, 2008 arşivleri

türban yasağı

burda bu konulara hiç girmiyim diyodum ama sinirliyim, yazmam lazım! çok polarize bi konu zaten. anketlere göre halkın %80′ine yakını yasağın kalkmasını destekliyo güyya ama ezici çoğunluğun sesi yerine yasakçı azınlığın, elit beyaz türklerin sesi çıkıyo, ilginç bi durum tabi. neyse ben yasağın aslında her alanda kalkmasını destekliyorum. (aha rengimi de belli etmiş oldum, hayır yeşil diil)

buyrun burdan yakın, devamını okumak için tıklayın…

sigara yasağı

sigara içmek süper bişiy!türkiye’de de benzer gelişmeler oluyo, burda da, hollanda’da da. burda 2008′in ilk gününden itibaren kapalı mekanlarda içmek yasaklandı. öyleki hollanda’da serbest olan marijuana içilen “coffee shop” denen mekanlarda bile içmek yasak uyuşturucu içmek serbest. hahaha. saçmalığın daniskası.

bu kapalı alanları toptan non-smoking zone yapma mantığına tamamen karşıyım. iki sene öncesine kadar ben de içmeyen toplumun bi parçasıydım. ama o zaman bile bu yasağın ne kadar saçma olduğunu söylerdim. o zaman amerika’da, italya’da bazı yerlede falan başlamıştı kapalı alanlarda içme yasağı. şu anda öyle bi aşamaya geldi ki bence artık ayrımcılıktan bahsetmemiz gerekiyo. içen vatandaşlara karşı ayrımcılık uygulanıyo. devlet ne hakla beni benden korumaya çalışıyo ki? hadi diyelim ki içmeyenleri benden korumaya çalşıyo. bu durumda bile benim hayatımı berbat etmeye hakkı var mı?

bi de bence liberal ekonomilerde böyle yasaklar çok saçma. insanlara veya mekan sahiplerine hiçbi seçme hakkı tanınmıyo. mesela yasaklamak yerine ciddi vergiler koysalar içilen mekanlara, daha kendiliğinden bi düzenleme olmaz mı? hani çok büyük olmayan mekanlar sigarayı yasaklar, daha büyük klüp mlüp tipindeki yerler belki bi kısımlarını içilen alan olarak tahsis ederler. en azından benim gibi içen dünyanın en büyük düşmanı insanlar da biralarını içerken da içebilirler.

mesela fransa’da da uygulanıcak bu yasak ama ordaki adamlar ciddi ciddi tartışıyolar meseleyi. tam da fransız usulü. içmenin fransız entellektüel hayatıyla çok yakından alakalı olduğundan bu yüzden de kapalı alanlarda içmeyi yasaklamanın fransız entellektüellerine ciddi bi darbe vuracağından bahsediyolar. bence içen insanları ikinci sınıf gören zihniyete karşı çok önemli bi savaş veriyolar. yürü be fransa!

bizim pek bi umudumuz yok. en ciddi konularımızda bile tez üretmekten aciz medyamız,politikacılarımız ve insanımızla, içme yasağına karşı durabilicek bi fikir üretebiliceğimizi sanmıyorum. herkes pek mutlu zaten gazetelere bakarsak. bi tek ben rahatsızım galiba…

yasağına karşı örgütlenelim diycem ama bu konuda örgütlenmemiz de zor. içen insanlar olarak bi kere daha az enerjimiz var içmeyenlere göre. bi de yaşam sürelerimiz daha kısa. ayrıca yürüyüş yapmamız ve aynı anda slogan atmamız da baya zor gibi nefes alma güçlüklerimizi düşününce. bi de üstüne elimizde pankartlar, afişler falan da olunca ikna edici gücümüz sıfıra yakınlaşır heralde. zaten bence yasaklayanlar bunu da bilerek böyle rahat rahat çat diye iki günde karar verebiliyolar böyle massive bi yasağa.

yazımı bitirmeden önce belirtmek isterim ki; içmeyi yasaklayan süper sağlıklı insanları, ağız ve burunlarına ve de kulaklarına 50şer sigarayı koli bandıyla yapıştırmak suretiyle geri kalan hayatları boyunca yasakladıkları sigaranın dumanı içinde yaşamaya mahkum etmek istiyorum! madem onlar benim bira- keyfimi bitirdiler ben de onların açık havada bile temiz hava keyiflerini bitiricem! yaşasın ! yaşasın dumanaltı eğlence mekanları!